İhsanoğlun'dan Erdoğan'a 'diktatör' benzetmesi
Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu: Peygamber Efendimiz diyor ki, 'Benim kızım hırsızlık yaparsa en büyük cezayı ona ben veririm.' Türkiye bu adalet anlayışını görmek istiyor.
Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, seçim çalışmalarını sürdürdüğü Antalya'da düzenlediği basın toplantısında ''Şimdi konuşmalarımızda İslamiyeti referans alıyor, dinden imandan bahsediyoruz. Peki, Peygamber Efendimiz diyor ki, 'Benim kızım hırsızlık yaparsa en büyük cezayı ona ben veririm.' Türkiye bu adalet anlayışını görmek istiyor'' dedi. Mahkemelerin siyasi etki altında olduğunu da savunan İhsanoğlu, ''Bir ülkede adalet olan güven sarsıldığı takdirde o ülkede huzurdan, istikrardan, güvenden bahsetmek mümkün değil'' diye konuştu.
CHP ve MHP'yle birlikte 13 siyasi partinin desteklediği Cumhurbaşkanı çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, seçim çalışmaları için bulunduğu Antalya'da The Marmara Otel'de basın toplantısı düzenledi. İhsanoğlu'nun eşi Füsun İhsanoğlu, önceden basın toplantısının yapıldığı salona geldi, CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Şafak Pavey'le bir süre sohbet etti.
Ekmeleddin İhsanoğlu'na basın toplantısında kendisini destekleyen siyasi partilerin il yöneticileri, CHP ve MHP'li belediye başkanlarıyla birlikte CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar, CHP Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan, Antalya Milletvekili Yusuf Ziya İrbeç, CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger eşlik etti. İhsanoğlu, basın toplantısına kendisini destekleyen siyasi partilerin, il başkanlarıyla yan yana oturdu.
''TOKATLAYAN TEKMELEYEN İNSAN İSTENMİYOR''
Ekmeleddin İhsanoğlu, cumhurbaşkanlığı seçim çalışmalarını çok orantısız imkanlar içinde sürdürdüklerini belirterek bunun karşısında, isim vermeden Başbakan ve Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan'ın hala mağduriyetten bahsettiğini söyledi. Dün Diyarbakır'da başarılı bir ziyaret gerçekleştirdiklerini kaydeden İhsanoğlu, ''İnsanlar devletle kendi aralarındaki bariyerler kalktığı zaman, bir huzur ve tevazu içinde ilişki kurulduğu zaman, bu ilişkinin ne kadar faydalı olacağını gördüler. Türkiye artık kibirden uzak, tepeden bakmadan uzak ve bizim Türk örf adetlerine uygun bir şekilde insani ilişkiyi özlemiş durumdadır'' dedi.
Türkiye'nin bu sorunların daha medeni, daha seviyeli ve daha çelebi bir üslupla çözülmesini istediğini kaydeden İhsanoğlu, ''Türkiye devletin tepesinde kavga yapan, öfkelenen, başkalarını elinin tersiyle iten, tokatlayan, tekmeleyen insan istemiyor'' diye konuştu.
''HAKKIN BİLDİĞİNİ HALKIN DA BİLMESİ LAZIM''
Basın toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Ekmeleddin İhsanoğlu, bugüne kadar toplanan bağış miktarına ilişkin bir soru üzerine henüz son iki günün rakamlarını almadığını söyledi. İhsanoğlu, Perşembe günü itibariyle toplanan bağış miktarının 2 milyon TL üzeri olduğunu kaydetti. Seçim kampanyasına yapılan bağışların düzenli ilan edildiğini dile getiren İhsanoğlu, bağışlar konusunda şunları söyledi:
''5 dakika önce, Zeynep adında bir evladımız, 5 - 6 yaşında evladımız. Annesinin kendisine verdiği kumbara içinde 10 TL biriktirmişti. Bu kampanyadan, nasıl olduysa, annesinden babasından etkilenerek, 'Anne kumbaramdaki 10 TL'yi Ekmel amcaya göndermek istiyorum' dedi. Biraz önce Zeynep'le, annesiyle sohbet yaptık. 4- 5 yaşında bir evladımızın bu bağışı 4 milyon, 400 milyondan daha kıymetlidir. Biz gelen kuruşun hesabını veriyoruz. Çünkü milletimizin verdiği parayı milletimizin bilmesi lazım. Biz bu yolda millet yolunda hizmet için çıktık. Başka hesaplara, maksatlara, başka ceplere hizmet etmek için çıkmadık. Hakkın bildiğini kuldan saklamak, bir Müslümanın şiarı olmaması lazım. Hakkın bildiğini de halkın bilmesi lazım. Bunun hesabı sırf bu dünyada değil öbür dünyada da var.''
DÜNYANIN EN TUHAF SEÇİMİ
Türkiye'nin yaşamakta olduğu cumhurbaşkanlığı seçimlerini 'Dünyanın en tuhaf seçimi' olarak nitelendiren İhsanoğlu, dünyanın hiçbir yerinde öyle bir seçim sisteminin, tarzının olmadığını söyledi.
Amerikanvari seçim iddiası taşımasına rağmen bütün seçimin 30 güne sıkıştırıldığını kaydeden Ekmeleddin İhsanoğlu, ''Özel böyle ölçümler alınarak bir kanun yapıldı. 10 Temmuz'da başlayacaksınız 10 Ağustos'ta bitireceksiniz. Sanki bir sokağın başındaki evden sokağın sonundaki eve taşınır gibi hesaplanmış. 30 gün'' dedi.
MİLLET ALDATILMAYA ÇALIŞILIYOR
Bununla birlikte bağışların 9 bin TL ile sınırlandığını ve üstü bağışlarda veren de alan adayın da ceza alacağını kaydeden İhsanoğlu, ''Böyle tuhaf bir bağış, kampanya. Devlet, iki adaya hiçbir kuruş vermiyor. Bir aday devletin bütün imkanlarını kullanabiliyor. Fütursuzca kullanıyor. Uçaklarını, helikopterlerini kullanıyor. Binlerce kişiyle birlikte hareket ediyor. Bizler böyle gariban ama biz gaddar, öbür taraf mağdur. Ne güzel şey değil mi? Çok büyük adalet var. Mağduriyet, devam ediyor. Vesayet devam ediyor. Çok güzel değil mi Allah aşkına. Türkiye'nin kaderi bu, gerçekler ters yüz yapılarak millet aldatılmaya çalışıyor'' diye konuştu.
TEMEL SORUN ADALETSİZLİK
İhsanoğlu, bir soru üzerine Türkiye'nin bir numaralı sıkıntısı adaletsizlik olduğunu söyledi. ''Adalet mülkün temelidir'' sözünü hatırlatan İhsanoğlu, buradaki mülkün devlet, millet, varlık ve dirlik demek olduğunu belirterek, ''Bu varlığın temeli çürükse çöker. Şimdi biz öyle bir noktaya geldik ki bu temel su aldı. Politika suyu aldı. Politika suyuyla bu temel çürümeye başladı'' dedi.
Mahkemelerin siyasi etki altında olduğunu savunan Ekmeleddin İhsanoğlu, ''İnsanlar bunun karşısında vicdanen rahatsızlık içinde. Taraf olanlar, mağdur olanlar, hapislerde çürütülenler, yıllarca haksız hapis yatanların uğradıkları gerçek mağduriyetin yanı sıra bu konularla ilgisi olmayan sade vatandaşın adalete olan güveni sarsılıyor. Bir ülkede adalet olan güven sarsıldığı takdirde o ülkede huzurdan, istikrardan, güvenden bahsetmek mümkün değil'' diye konuştu.
'İSLAMİYETİ REFERANS ALIYORUZ'
Bu açıdan yapılması gerekenlerin en başında kanun hakimiyetini temin etmek ve insanların adalet karşısında eşit muamele görmesini sağlamak olduğunu belirten İhsanoğlu şöyle konuştu:
''Şimdi konuşmalarımızda İslamiyeti referans alıyor, dinden imandan bahsediyoruz. Peki, Peygamber Efendimiz diyor ki, 'Benim kızım hırsızlık yaparsa en büyük cezayı ona ben veririm.' Ve sahabesine diyor ki, 'Bizden önceki kavimler niye çöktü? Çünkü onlarda nüfus sahibi zenginler yanlış yaptıkları zaman üstü örtülmüştür. Zavallı gariban, fakir fukara yaptığı zamannlarda ceza tatbik edilmiştir. Bizim dinimizde böyle bir şey yoktur.' Benim kızım böyle bir şey yaparsa cezasını ben veririm' bu Hazreti Muhammed Peygamber Efendimizin sözüdür, başka kimsenin değil. Türkiye, bu adalet anlayışını görmek istiyor. Bu temel adalet anlayışını görmediği için Türkiye'de temel sıkıntılar var. Dini siyasete karıştırmıyoruz ama dindeki bu yüksek, yüce değerleri benimsememiz lazım.''
''TERSİNİ YAPMAYA KİMSENİN HAKKI YOK''
Bu değerlerin aynı zamanda evrensel değerler olduğunu kaydeden İhsanoğlu, Türkiye'nin hukuk sisteminde evrensel normları yakaladığı gün Türkiye'nin önünün açılacağını ve Türk toplumunun dünyanın en mutlu toplumlarından biri olacağını dile getirdi.
Bunun için öncelikle herkesin kanun karşısında eşit olması gerektiğini, siyasetin yargı üzerinde etkisinin olmaması ve yargının da siyaset üzerinde etkisinin olmaması gerektiğini kaydeden İhsanoğlu, ''Yargının siyaseti etkilemesini millet reddetti Ak Parti'nin önünü açtı. Bu da hukuk adına güzel bir şeydi ama şimdi bunun tersini yapmaya kimsenin hakkı yok'' dedi.
KILIÇDAROĞLU GAFI
Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu, son seçimlerde hangi siyasi partiye oy verdiğine ilişkin bir soruya ise cevap vermemeyi tercih etti. Ailesinin Demokrat Parti kökenli olduğunu, eşinin ailesinin ise yine Adalet Parti ve Demokrat Parti geleneği içinde daha ileri noktada Demokrat Parti'yi kuran ailelerden olduğunu anlatan İhsanoğlu, fakat Türkiye'de siyasi topografyada çok büyük değişiklik olduğunu söyledi.
14 Haziran'da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin cumhurbaşkanı adayı olarak kendisini açıkladığı güne dönen İhsanoğlu, konuşmasının bu noktasında yaptığı gaf nedeniyle özür dilemek durumunda kaldı.
İhsanoğlu, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun soyadını 'Alemdaroğlu' diyerek telaffuz etti salondan yükselen 'Kılıçdaroğlu' uyarısıyla ''Çok özür dilerim. Kılıçdaroğlu. Yorgunluk. Beni maruz görünüz'' dedi. İhsanoğlu, iki siyasi partinin uzlaşısının siyasi ittifaktan öte tabandaki yaklaşmanın, uzlaşmanın sonucu olduğunu söyledi. Ekmeleddin İhsanoğlu, şöyle konuştu:
''Türkiye'de siyasi topografyada değişiklik var. Türkiye bugün cumhurbaşkanlığı seçimlerine kararı çok farklı bir şekilde verecek. Bu kararı, istikrar içinde huzurun temin edilmesi, Türkiye'de kutuplaşma, zıtlaşma, cepheleşme, bir tarafın diğer tarafı düşman sayması, onu ötekileştirme politikalarına son verecek şekilde yapacaktır. Türkiye önümüzdeki 7 sene içerisinde siyasi istikrarı sağlamış, devletin başına devletin bütünlüğünü temsil eden fakat aynı zamanda 76 milyon aileyi kucaklayan birisini seçecektir.''
''PARTİLER ÜSTÜYÜM AMA SİYASET DIŞI DEĞİLİM''
Kendisinin parti mensubiyetinin bulunmadığını anlatan ama kendisinin bütün partilerin üstünde ama siyasetin dışında olmayan bir noktada olarak tanımlayan İhsanoğlu, görevinin sınırını, ''Ama siyasete yön veren, siyasileri kızıştıkları ya da çıkmaza girdikleri zaman siyasileri bir masa etrafında toplayan onları barıştıran ve çözüm arayan'' sözleriyle çizdi.
OYLARI REHİN ETMEMEK LAZIM
Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, bir soru üzerine ilk turda yüzde 60 oy oranıyla seçimi kazanacaklarına inandıklarını söyledi. 'Eskaza şu veya bu sebepten' dolayı seçim ikinci tura kalırsa Kürt oylarının önemli bir kısmının da kendisine yöneleceğini öngördüğünü kaydeden Ekmeleddin İhsanoğlu, dün gerçekleştirdiği Diyarbakır ziyaretine dönerek, ''Onlara dedim ki, siyasi pazarlık neticesinde bir çözüm olursa o çözüm topal aksak doğar. Bir müddet yürüyebilir. Kısa bir müddet sonra çöker. Bir siyasi hayati meselede, bu aksaklık, topallık o anlaşmayı çok kısa zamanda bitirir. O siyasi hesapla verilen tavizler çöker, siyasi taviz isteyenler kazanır, bunun başta türlü örnekleri vardır. Siyasi hesap vasıtasıyla oyları kısa vadeli rehin etmemek lazım. Ben bu mesajı verdim, sanırım yerini bulmuştur'' diye konuştu.
TURGUT ÖZAL İLE YAKINLIĞI
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 13 siyasi partinin destek kararı açıkladığı çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu eşi Füsun İhsanoğlu ile birlikte, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'nı (ATSO) ziyaret etti. TOBB Başkan Yardımcısı ve ATSO Başkanı Çetin Osman Budak ile Yönetim Kurulu üyeleri tarafından karşılanan İhsanoğlu, ardından da odanın Konferans Salonu'nda kanaat önderleriyle buluştu. CHP, MHP ve destekleyen diğer partilerin milletvekili ve parti yöneticilerinin de eşlik ettiği Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İnsanoğlu, salona girişinde ayakta alkışlandı.
Ekmeleddin İhsanoğlu, konuşmasının başında 1990'lı yıllarda Turgut Özal'ın çok yakınında olduğunu söyledi. Bunu, ''Turgut abinin çok yakınındaydım'' sözleriyle ifade etti. Özal'ın turizmde bugün gelinen noktada çok büyük emekleri olduğunu kaydeden İhsanoğlu, ''Bunu çok rahat, sessiz bir şekilde kimseye minnet etmeden, genç kurmaylarıyla birlikte yaptı. Türkiye bugün bu noktaya geldiyse gelmiş geçmiş siyaset adamların, teknokratlar, devlet adamlarının emekleriyle olmuştur. 'Bunları şunları yaptım' diye minnet ederseniz hayrı mı olur? O yüzden 'Yurtta sulh' prensibinin uygulanması lazım'' dedi.
TÜRKİYE'NİN GELİŞMESİ DURDU
Türkiye'nin son yıllarda belirli bir noktaya geldikten sonra gelişmede durgunluk olduğunu belirten İhsanoğlu, ''Bunu orta gelir tuzağı olarak adlandırıyoruz. '1923'de şöyleydik, 50'de böyleydik' dediğinizde kendinizi aldatmak olur. Dünyada tek gelişen ülke Türkiye değildir. Türkiye bunlar içinde nerede esas soru budur. 'Ben iktidara geldiğimde 3 bin dolardan 10 bin dolara yükseldi' değildir. 2002'den 2008'e kadar 3 binden 8 bine dolara çıkan GSMH, 2008'den bugüne 2 bin dolar arttı. 2002'den 2008'e kadar Yunanistan'da bizim üç mislimiz 13 binden 30 bine, İspanya'da 16 binden 33 bine, Güney Kore'de 12 binden 20 bin dolara yükseldi. Biz hala 10 bin dolardayız. 4 senedir hiç ilerlemediğimiz halde de başarı olarak gösteriyor, insanlardan bu hakikatları saklıyoruz ve bir de minnet ediyoruz'' diye konuştu.
TİCARET İSRAİL ÜZERİNDEN
Bu yanlış davranışlar, politikaların neticesinde Türkiye'nin G20 grubunun içerisinden de çıkacağını kaydeden İhsanoğlu, makro göstergelerin Türkiye'de kalkınmanın zannedildiği gibi iyi gittiği manasına gelmeyeceğini söyledi. Irak'la ihracatın yüzde 35 düştüğünü, Suriye'yle bittiğini açıklayan İhsanoğlu, ''Mısır üzerinden pazara giremiyoruz ve tüm Ortadoğu ticaretimiz İsrail üzerinden yapılıyor. 'Biz İsrail'i boykot edelim' diye bağırıyor çağırıyoruz. O kadar rahat bir politika takip ediliyor ki tutar tarafı yok. Bunların hepsi millete büyük, stratejik başarı olarak sunuluyor'' dedi.
'YÜZDE 85 BORÇLU, BÖBÜRLENİYOR'
Türkiye'nin kendini siyasi iç hesaplaşma noktasında hapsettiğini ve sıkıntılarını gideremediğini kaydeden İhsanoğlu, kredi kartı, tüketici kredi ve diğer kredi borçlarının sarmal, kartopu gibi büyüdüğünü dile getirdi. İhsanoğlu, ''Söz veriyorum Cumhurbaşkanı seçildiğimde üzerine gideceğim konulardan biri fakir, bu konudaki mağdur insanların kredi borçları üzerinde duracağım. Halkın yüzde 85'i kredi borcu yükümlülüğü altında ve ondan sonra böbürlenerek büyüdüğümüzü söylüyor, böbürleniyoruz'' diye konuştu.
HALK ARTIK KAVGA İSTEMİYOR
Türkiye'de açlık sınırının 1550, yoksulluk sınırında 3 bin 650 lira olduğuna dikkat çeken İhsanoğlu, asgari ücretin de yoksulluk sınırın dörtte birine denk gelen 890 lira olduğunu kaydetti. Bu noktada düşünülmesini öneren İhsanoğlu, ''İnsanları kandırma, düşüncelerini polerize edip toplum mühendisliği, algı dizaynıyla yürüterek götürmek, gerçekten bunun düşünülmesi lazım. Bence Türkiye bu seçimlerde tüm bunları değerlendirecek. Çünkü halk artık kavga istemiyor'' dedi.
2001 ekonomik krizini hatırlatan Ekmeleddin İhsanoğlu, ''Ahmet Necdet Sezer ve Bülent Ecevit gibi çok sakin ve efendi iki kişinin yaşadığı olayın sonucu böyleyse, bir de öfkeli birinin geldiğini düşünün'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın Merkez Bankası eleştirilerine göndermede bulunan İhsanoğlu, ''O adam ekonominin gereği neyse onu yapıyor. Farklı düşünen herkesi vatan haini diye suçlama hakkınız yok'' dedi.
DİKTATÖR BENZETMESİ
'Dünyanın neresinde vergi müfettişleri siyasi emellerle hareket ettirilip işadamlarının üzerine gönderilmiştir, nerede görülmüş?' diye soran İhsanoğlu, ''Bu diktatör dedikleri Sisi veya Esad yaptığı zaman bütün dünya ayağa kalkıyor. Bizde de buna benzer hadiseler oluyor ve biz bunu susarak karşılıyoruz. Türkiye bunları gözardı edemez ve Türkiye bu konudaki kararı 10 Ağustos'ta verecek bundan eminim. Türkiye 10 Ağustos'ta huzura kapı açacaktır. Bu huzura açılan kapı tüm partilerin desteğiyle olacaktır'' dedi.
'SAYIN BAŞBAKAN' DİYECEĞİM
'Nereden çıktı bu İhsanoğlu' diyenlere de seslenen Ekmeleddin İhsanoğlu, ''Ben söylüyorum oy vermeyin tamam ama saygıda kusur etmeyin. Ben hiç kimseye yola çıktığım günden itibaren her yerde söylediğim gibi bu yarış Türk devletinin en yüce makamına yönelik bir yarıştır. O makama layık olmak lazım. Tektir, en yücedir o makam ve layık olmak lazım. Bu yarış medenice, saygı içerisinde olsun. Maalesef bunlara fazla itibar edilmiyor. Ben Türk vatandaşı olarak her zaman 'sayın başbakan' diyeceğim, o ne derse desin'' dedi.
Seçim sürecinde bir takım iddialarla da karşılaştığını kaydeden İhsanoğlu, ''Başörtülü kızlarımızın başını açtıracakmışım. Ben Kuran'a hayatım boyunca hizmet ettim. Bu iftiralar iflasın işaretidir'' diye konuştu.
Hükümeti vesayetçilikle suçlayan İhsanoğlu, şunları söyledi:
''12 Eylül Anayasası'nın icat ettiği YÖK'ü kim korudu. 12 senedir meclis, hükümet sizin elinizde. Siz YÖK'ü kaldırmadınız bilakis güçlendirdiniz bu vesayet sistemi değil mi, niye kaldırmadınız? Meşhur bir üslupla, siz kaldırmak istedinizde biz hayır mı dedik? Sendikalar Kanunu, siyasi partiler kanunu, yüzde 10 barajı niye değiştirmediniz. Vesayet işte bunlar siz bunları muhafaza edeceksiniz, iktidar 12 senedir elinizde. Cumhurbaşkanlığı makamı da partinin kurucularından ve değiştirmediniz bu yetkileri kullandınız. Hani siz vesayete karşıydınız. Türkiye artık bunları anlamış durumdadır. Türkiye artık yeni bir ses, nefes istiyor.''
TÜRK RABİA'YA VİZE YOK
Türkiye'ye sevgi ve saygıyı ekmek, bunları büyütmek ve hem içeride hem dışarıda bunları Filistin'le de Türkmenlerle de paylaşmak istediğini anlatan İhsanoğlu, ''Ne yazık ki Türkmenlere fazla ilgi gösteremiyoruz. Bizim Uygur Türkleriyle ilgilenmemiz lazım. Uygur Türk'ü Rabia hanım Türkiye'ye vize alamıyor. Mısır'daki Rabia için ağıt yakıyoruz ama Türk Rabia için vize vermiyoruz. Onun için bu ekmeği büyüteceğiz ve paylaşacağız. Ama bu toprağı bu vatanı hiç kimseyle bölüşmeyeceğiz'' dedi.
(Kaynak: DHA)
Blog List Pop1
cumhurbaşkanı seçimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cumhurbaşkanı seçimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Temmuz 2014 Pazar
28 Mayıs 2014 Çarşamba
Çatı adayı Erdoğan'ı üzecek.
"ÇATI ADAY" ERDOĞAN'A İLK MAĞLUBİYETİNİ TATTIRACAK
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Başbakan Erdoğan'ın 'Çatı aday' konusuyla ilgili yaptığı "Aslında Pensilvanya'daki zat uyuyor ama onun da üniversite diploması yok" sözlerine tepki gösterdi.'
Hamzaçebi, "O otursun kendisine baksın. Kendisi Cumhurbaşkanı olamayacaktır. Olmanın hesaplarını yapıyor, müzakerelerini yapıyor, ittifaklar arıyor. Ama Recep Tayyip Erdoğan ilk büyük yenilgisini bu Cumhurbaşkanlığı seçiminde alacaktır" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, TBMM'de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Hamzaçebi, 'Çatı aday' konusunu değerlendirdi. Hamzaçebi, "Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi adayı olarak da bakmamak gerekir buna. Bu aday başka bir partiden de olabilir. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partili bir adayı tarif etmiyoruz. Böyle bir tarifimiz yok. Milliyetçi Hareket Partisiyle buluştuğumuz çok temel bir nokta var; Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olmamalıdır" dedi.
Hamzaçebi, "Cumhurbaşkanı bütün toplumun birliğini temsil eden bir kişidir, bir partinin adayı değildir" diyerek, şöyle devam etti:
"Şüphesiz bir partiye mensup olabilir ama seçildiği andan itibaren Cumhurbaşkanı Anayasamıza göre tarafsız olmak zorundadır. Biz tarafsız cumhurbaşkanını tarif etmeye çalışıyoruz. Seçildiği anda partisiyle bir bağı varsa bu kesilecek ve toplumu temsil edecek. Çatı direkler, sütunlar üzerine yükselir. Direklerden herhangi biri olmaz veya eksik olursa sadece bir partinin oyuyla seçilip de ve o partiyi temsil eden bir kişi olarak hareket ederse bunun adı cumhurbaşkanı olmaz, partili bir cumhurbaşkanı olur, bu çatıda ayakta kalmaz çöker. Dolayısıyla aday bu şekilde olmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi adayı olarak da bakmamak gerekir buna. Bu aday başka bir partiden de olabilir. Cumhuriyet halk Partili ve Milliyetçi Hareket partili bir adayı tarif etmiyoruz. Böyle bir tarifimiz yok. Milliyetçi Hareket Partisiyle buluştuğumuz çok temel bir nokta var Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı olmamalıdır. Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olduğu Bir Türkiye, özgürlüklerden uzaklaşmış, insan hak ve özgürlüklerini kilitlemiş, bunların önüne engel koymuş tutsak bir Türkiye demektir. Bu kadar yolsuzluğa, şaibeye bulaşmış bir kişi Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı makamına layık değildir."
'MHP İLE ÖNEMLİ OLAN İLKELERDE MUTABIK KALMAK'
"MHP ile bir temas başladı mı?" sorusuna Hamzaçebi, "Temas, bir şekilde olur. Önemli Olan ilkelerde mutabık kalmak" diye cevapladı.
Hamzaçebi, Başbakan Erdoğan'ın 'Çatı aday' öneriyle ilgili yaptığı "Aslında Pensilvanya'daki zat uyuyor ama onun da üniversite diploması yok" sözlerinin hatırlatılması üzerine ise şöyle konuştu:
"Kendisi mi düşünüyordu acaba, herhalde espri yapmıştır. Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. O otursun kendisine baksın. Kendisi Cumhurbaşkanı olamayacaktır. Olmanın hesaplarını yapıyor, müzakerelerini yapıyor, ittifaklar arıyor. Ama Recep Tayyip Erdoğan ilk büyük yenilgisini bu Cumhurbaşkanlığı seçiminde alacaktır. Ben buna inanıyorum."
Başbakan Erdoğan'ın 'Cadı avı' açıklamasına yönelik Hamzaçebi, "Amerika'da bir dönem 50'li yıllarda McCarthy dönemi vardı. O döneme benziyor. Yapsın bakalım. Türkiye hukuk devletidir. Bugün hukuku, egemenliği gücü altına almaya çalışan bir Tayyip Erdoğan vardır. Ama Türkiye'de hukuku milleti teslim alamayacaktır. Bu o kadar kolay değildir. Hukuk vardır. Kanunlarla kamu görevlilerinin görevlerine son verebilir, bunları yapıyor HSYK'da yaptı, başka kurumlarda yaptı. Bunların döneceği yerler vardır. En son milletten dönecektir. Sanmasın ki Bu yüzde 43 oy, onun antidemokratik otoriter uygulamalarına destektir. Hayır, hala 43 oyu yanlış yorumlayan bir Başbakan vardır."
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Başbakan Erdoğan'ın 'Çatı aday' konusuyla ilgili yaptığı "Aslında Pensilvanya'daki zat uyuyor ama onun da üniversite diploması yok" sözlerine tepki gösterdi.'
Hamzaçebi, "O otursun kendisine baksın. Kendisi Cumhurbaşkanı olamayacaktır. Olmanın hesaplarını yapıyor, müzakerelerini yapıyor, ittifaklar arıyor. Ama Recep Tayyip Erdoğan ilk büyük yenilgisini bu Cumhurbaşkanlığı seçiminde alacaktır" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, TBMM'de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Hamzaçebi, 'Çatı aday' konusunu değerlendirdi. Hamzaçebi, "Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi adayı olarak da bakmamak gerekir buna. Bu aday başka bir partiden de olabilir. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partili bir adayı tarif etmiyoruz. Böyle bir tarifimiz yok. Milliyetçi Hareket Partisiyle buluştuğumuz çok temel bir nokta var; Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olmamalıdır" dedi.
Hamzaçebi, "Cumhurbaşkanı bütün toplumun birliğini temsil eden bir kişidir, bir partinin adayı değildir" diyerek, şöyle devam etti:
"Şüphesiz bir partiye mensup olabilir ama seçildiği andan itibaren Cumhurbaşkanı Anayasamıza göre tarafsız olmak zorundadır. Biz tarafsız cumhurbaşkanını tarif etmeye çalışıyoruz. Seçildiği anda partisiyle bir bağı varsa bu kesilecek ve toplumu temsil edecek. Çatı direkler, sütunlar üzerine yükselir. Direklerden herhangi biri olmaz veya eksik olursa sadece bir partinin oyuyla seçilip de ve o partiyi temsil eden bir kişi olarak hareket ederse bunun adı cumhurbaşkanı olmaz, partili bir cumhurbaşkanı olur, bu çatıda ayakta kalmaz çöker. Dolayısıyla aday bu şekilde olmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi adayı olarak da bakmamak gerekir buna. Bu aday başka bir partiden de olabilir. Cumhuriyet halk Partili ve Milliyetçi Hareket partili bir adayı tarif etmiyoruz. Böyle bir tarifimiz yok. Milliyetçi Hareket Partisiyle buluştuğumuz çok temel bir nokta var Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı olmamalıdır. Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olduğu Bir Türkiye, özgürlüklerden uzaklaşmış, insan hak ve özgürlüklerini kilitlemiş, bunların önüne engel koymuş tutsak bir Türkiye demektir. Bu kadar yolsuzluğa, şaibeye bulaşmış bir kişi Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı makamına layık değildir."
'MHP İLE ÖNEMLİ OLAN İLKELERDE MUTABIK KALMAK'
"MHP ile bir temas başladı mı?" sorusuna Hamzaçebi, "Temas, bir şekilde olur. Önemli Olan ilkelerde mutabık kalmak" diye cevapladı.
Hamzaçebi, Başbakan Erdoğan'ın 'Çatı aday' öneriyle ilgili yaptığı "Aslında Pensilvanya'daki zat uyuyor ama onun da üniversite diploması yok" sözlerinin hatırlatılması üzerine ise şöyle konuştu:
"Kendisi mi düşünüyordu acaba, herhalde espri yapmıştır. Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. O otursun kendisine baksın. Kendisi Cumhurbaşkanı olamayacaktır. Olmanın hesaplarını yapıyor, müzakerelerini yapıyor, ittifaklar arıyor. Ama Recep Tayyip Erdoğan ilk büyük yenilgisini bu Cumhurbaşkanlığı seçiminde alacaktır. Ben buna inanıyorum."
Başbakan Erdoğan'ın 'Cadı avı' açıklamasına yönelik Hamzaçebi, "Amerika'da bir dönem 50'li yıllarda McCarthy dönemi vardı. O döneme benziyor. Yapsın bakalım. Türkiye hukuk devletidir. Bugün hukuku, egemenliği gücü altına almaya çalışan bir Tayyip Erdoğan vardır. Ama Türkiye'de hukuku milleti teslim alamayacaktır. Bu o kadar kolay değildir. Hukuk vardır. Kanunlarla kamu görevlilerinin görevlerine son verebilir, bunları yapıyor HSYK'da yaptı, başka kurumlarda yaptı. Bunların döneceği yerler vardır. En son milletten dönecektir. Sanmasın ki Bu yüzde 43 oy, onun antidemokratik otoriter uygulamalarına destektir. Hayır, hala 43 oyu yanlış yorumlayan bir Başbakan vardır."
27 Mayıs 2014 Salı
Erdoğan kurmaylarına kızdı köpürdü: "Tembel tembel oturmayın."
AK Parti'nin anketinde Erdoğan'a büyük şok
Soma faciasının ardından AKP’nin yaptığı anketler, hükümetin oylarının düştüğünü gösterdi. Köşk seçimi yapılan ankette de Gül’ün önde olması Erdoğan’ı çok kızdırdı. Kurmaylarına 'tembel tembel oturmayın' dedi.
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından yenilenmesine karar verilen Yalova ve Ağrı seçimlerine kısa bir süre kala Ankara’da tansiyon yükseldi.
Başbakan Erdoğan’ın masasında iki ille ilgili seçim anketleri bulunuyor. Anketlerde, AKP’nin oylarının iki ilde de düşük çıktığı öğrenildi. Bu nedenle Başbakan Erdoğan’ın, kurmaylarını fırçaladığı ve “Ankara’da tembel tembel oturmayın” diyerek parti yöneticilerini fırçaladığı bildirildi.
Türkiye, Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasi açıdan kritik bir haftaya girdi. 1 Haziran’da iki ilde yenilecek olan seçimler Cumhurbaşkanlığı seçimleri için de gösterge olacak. Bu nedenle Başbakan Erdoğan, Ağrı ile Yalova’da yapılacak seçimlere büyük önem veriyor.
Taraf gazetesinden Hüseyin Özay'nın haberine göre; Soma’da yaşanan facianın ardından çeşitli anketler yapıldı. Bu anketlerle Cumhurbaşkanlığı ve iki ildeki seçim eğilimleri ölçülmeye çalışıldı. AKP yöneticilerinden edinilen bilgiye göre, Soma faciasının ardından oylarda belirli oranda bir düşüş yaşandığı görüldü. Hatta seçim yapılacak iki ilde de, AKP’nin oylarının 30 Mart’ın da altına düştüğü tespit edildi. Bunun üzerine, Başbakan Erdoğan yakın kurmaylarını iki ile gitmelerini istedi. Hatta kulislerde, Başbakan Erdoğan’ın kurmaylarını Ankara’da oturduğu için fırçaladığı “Tembel tembel Ankara’da oturmayın. O iki ili de istiyorum” dediği konuşuluyor. Erdoğan, hafta sonu Yalova’da miting yaparak, partisine oy istemişti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de, seçimi yenilenecek illerde çalışmalar yürütüyor.
YERKEL “GÖREVDEN ALINDI” İDDİASI
Öte yandan yine, Soma faciasının siyasi sonuçlarını araştıran AKP, faciadan çok Başbakanlık Özel Kalem Müdür Yardımcısı Yusuf Yerkel’in, bir madenciye tekme atmasının toplum üzerinde büyük bir tepkiye yol açtığını belirledi. Bunun üzerine, Yerkel’in Başbakanlık makamından uzaklaştırıldığına yönelik haberler basına servis edildi. Ancak Başbakanlık’ın resmi sitesinde Yusuf Yerkel’in ismi halen özel kalem müdür yardımcısı olarak geçiyor. Bu durum kafaları karıştırdı.
GÜL ÖNDE
Öte yandan AKP içinde, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin yapılan bir anket de konuşuluyor. Kısa bir süre önce AKP, isim belirtmeden, “Cumhurbaşkanlığı’na kim aday olsun” sorusu yöneltildi. Anket, büyükşehirlerde yapıldı. Ankette, yüzde 25 Cumhurbaşkanı Gül, yüzde 24 Başbakan Erdoğan, yüzde 18 Meral Akşener, yüzde 17’de Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç çıktı. Bu durum parti yönetiminde de rahatsızlığa yol açtı.
Soma faciasının ardından AKP’nin yaptığı anketler, hükümetin oylarının düştüğünü gösterdi. Köşk seçimi yapılan ankette de Gül’ün önde olması Erdoğan’ı çok kızdırdı. Kurmaylarına 'tembel tembel oturmayın' dedi.
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından yenilenmesine karar verilen Yalova ve Ağrı seçimlerine kısa bir süre kala Ankara’da tansiyon yükseldi.
Başbakan Erdoğan’ın masasında iki ille ilgili seçim anketleri bulunuyor. Anketlerde, AKP’nin oylarının iki ilde de düşük çıktığı öğrenildi. Bu nedenle Başbakan Erdoğan’ın, kurmaylarını fırçaladığı ve “Ankara’da tembel tembel oturmayın” diyerek parti yöneticilerini fırçaladığı bildirildi.
Türkiye, Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasi açıdan kritik bir haftaya girdi. 1 Haziran’da iki ilde yenilecek olan seçimler Cumhurbaşkanlığı seçimleri için de gösterge olacak. Bu nedenle Başbakan Erdoğan, Ağrı ile Yalova’da yapılacak seçimlere büyük önem veriyor.
Taraf gazetesinden Hüseyin Özay'nın haberine göre; Soma’da yaşanan facianın ardından çeşitli anketler yapıldı. Bu anketlerle Cumhurbaşkanlığı ve iki ildeki seçim eğilimleri ölçülmeye çalışıldı. AKP yöneticilerinden edinilen bilgiye göre, Soma faciasının ardından oylarda belirli oranda bir düşüş yaşandığı görüldü. Hatta seçim yapılacak iki ilde de, AKP’nin oylarının 30 Mart’ın da altına düştüğü tespit edildi. Bunun üzerine, Başbakan Erdoğan yakın kurmaylarını iki ile gitmelerini istedi. Hatta kulislerde, Başbakan Erdoğan’ın kurmaylarını Ankara’da oturduğu için fırçaladığı “Tembel tembel Ankara’da oturmayın. O iki ili de istiyorum” dediği konuşuluyor. Erdoğan, hafta sonu Yalova’da miting yaparak, partisine oy istemişti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de, seçimi yenilenecek illerde çalışmalar yürütüyor.
YERKEL “GÖREVDEN ALINDI” İDDİASI
Öte yandan yine, Soma faciasının siyasi sonuçlarını araştıran AKP, faciadan çok Başbakanlık Özel Kalem Müdür Yardımcısı Yusuf Yerkel’in, bir madenciye tekme atmasının toplum üzerinde büyük bir tepkiye yol açtığını belirledi. Bunun üzerine, Yerkel’in Başbakanlık makamından uzaklaştırıldığına yönelik haberler basına servis edildi. Ancak Başbakanlık’ın resmi sitesinde Yusuf Yerkel’in ismi halen özel kalem müdür yardımcısı olarak geçiyor. Bu durum kafaları karıştırdı.
GÜL ÖNDE
Öte yandan AKP içinde, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin yapılan bir anket de konuşuluyor. Kısa bir süre önce AKP, isim belirtmeden, “Cumhurbaşkanlığı’na kim aday olsun” sorusu yöneltildi. Anket, büyükşehirlerde yapıldı. Ankette, yüzde 25 Cumhurbaşkanı Gül, yüzde 24 Başbakan Erdoğan, yüzde 18 Meral Akşener, yüzde 17’de Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç çıktı. Bu durum parti yönetiminde de rahatsızlığa yol açtı.
25 Mayıs 2014 Pazar
Erdoğan Cumhurbaşkanı adaylığını açıkladığı gün Başbakanlık'tan istifa etmeli.
Seçimlere katılan kamu görevlilerine istifa zorunluluğunu hatırlatan Aşık, Erdoğan’In buna istisna sayılamayacağını iddia etti.
İşte Melih Aşık’ın yazısının ilgili bölümü:
Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu’na göre adaylığı kesinleşen kamu görevlilerinin istifa etmesi gerekiyor.
Kanunda hakimler, savcılar, öğretim üyeleri gibi meslekler sayılmış… Ancak milletvekili ve bakanlar ayrıca sayılmamış. Vural Savaş, Atilla Kart gibi hukukçular Meclis üyelerinin de kamu görevlisi olduğunu, Başbakan aday olduğu takdirde görevden istifa etmesi gerektiğini vurguluyorlar.
Buna karşılık Burhan Kuzu gibi AKP sözcüleri Başbakan’ın istifa zorunda olmadığını iddia ediyor. Düşününüz ki… Başbakanlık’ta bir düz memur iseniz, seçim kampanyasında kamunun imkânlarını kullanmamanız için görevden istifanız gerekiyor. Ama Başbakan iseniz istifanız gerekmiyor… Böylesi mantıksızlığı bir kuzu bile kabul edebilir mi?
Hatırlarsanız yerel seçimler öncesinde belediye başkanlığına aday olan bakanlar, yasada açık hüküm olmamasına karşın, doğrusunu yaparak etik gerekçeyle istifa etmiş, Başbakan da o gerekçeyi yerinde bularak istifaları kabul etmişti. Hatta istifalarını Başbakan istemişti.
Başbakan 12 Temmuz’da adaylığı kesinleştiği anda görevini bırakmalıdır…
CHP ve MHP de konuyu bir zahmet şimdiden gündeme getirmelidir.
İşte Melih Aşık’ın yazısının ilgili bölümü:
Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu’na göre adaylığı kesinleşen kamu görevlilerinin istifa etmesi gerekiyor.
Kanunda hakimler, savcılar, öğretim üyeleri gibi meslekler sayılmış… Ancak milletvekili ve bakanlar ayrıca sayılmamış. Vural Savaş, Atilla Kart gibi hukukçular Meclis üyelerinin de kamu görevlisi olduğunu, Başbakan aday olduğu takdirde görevden istifa etmesi gerektiğini vurguluyorlar.
Buna karşılık Burhan Kuzu gibi AKP sözcüleri Başbakan’ın istifa zorunda olmadığını iddia ediyor. Düşününüz ki… Başbakanlık’ta bir düz memur iseniz, seçim kampanyasında kamunun imkânlarını kullanmamanız için görevden istifanız gerekiyor. Ama Başbakan iseniz istifanız gerekmiyor… Böylesi mantıksızlığı bir kuzu bile kabul edebilir mi?
Hatırlarsanız yerel seçimler öncesinde belediye başkanlığına aday olan bakanlar, yasada açık hüküm olmamasına karşın, doğrusunu yaparak etik gerekçeyle istifa etmiş, Başbakan da o gerekçeyi yerinde bularak istifaları kabul etmişti. Hatta istifalarını Başbakan istemişti.
Başbakan 12 Temmuz’da adaylığı kesinleştiği anda görevini bırakmalıdır…
CHP ve MHP de konuyu bir zahmet şimdiden gündeme getirmelidir.
9 Mayıs 2014 Cuma
Apo Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığını destekliyor.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Erdoğan'ın Köşk adaylığını bebek katili Öcalan'ın da desteklediğini iddia etti.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, “AKP’nin yönlendirdiği MİT heyeti ile bebek katili Abdullah Öcalan’ın, yaptığı ifade edilen görüşmelerde, iki konuda mutabakata vardığı iddia edilmektedir. AKP’nin gönderdiği İmralı heyetinin Öcalan’ın talep ettiği ‘Bölgesel Özerklik Yönetim Yasası’ ve ‘Demokratik Sivil Toplum Yasası’ konusunda anlaşma sağladığı söylenmektedir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Tayyip Erdoğan’a verilecek destek karşılığında ‘Bölgesel Özerklik Yönetim Yasası’nın AKP tarafından hayata geçirileceği ifade ediliyor. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’nın İmralı tarafından desteklemenin karşılığı olarak ülkenin birliği ve bütünlüğü pazarlık konusu yapılmaktadır” dedi.
“ALAN’IN İÇERİDE TUTULMASI TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN BÜTÜNLÜĞÜNE MEYDAN OKUMAKTIR”
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. AK Parti sözcüsü Hüseyin Çelik ve TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in Engin Alan’ı hapishaneden çıkarılmasına yönelik teklifini kabul etmediğini belirten Yeniçeri, “Çelik, ‘Birisi ile ilgili kesinleşen bir suç varsa bu konudaki tavrımız nettir. Bu Engin Alan için de aynıdır. Başkası için de aynıdır’ diyerek gerçek niyetlerini ortaya koymuş ulunmaktadır. Hüseyin Çelik teklifi reddetmekle kalmamış Engin Alan’ın malum yargılama sonucunda hapishanede tutulmasına da onay vermiş olmaktadır.
Bu durum kendi ifadeleriyle kumpaslar, sahte ihbar mektupları, sahte deliller ve tasarlanmış ve uyarlanmış yargıyla yapılan yargılamaları da onaylamış bulunmaktadır. TBMM Başkanı’nın getirdiği çözüm uygun görülmemiş bulunabilir. Bunu karşı çıkılabilir ancak AKP’nin tutuklu milletvekili sorununu onca şaibeye ve tartışmaya karşın savunması ibretlik bir durumdur. Anlaşılan AKP, gerçek anlamda muhalif gördüklerine karşı yapılan kumpas, ayarlı yargı, uydurulmuş delil, ya da zulmü haklı görmektedir. Ne de olsa Başbakan bu davaların savcısı olduğunu söylemişti.
Erdoğan, tarif ettiği paralel yapının bu davalardaki rolüne gözlerini kapamaktadır. Bu bağlamda da ‘bize operasyon yapan savcılarla, o davadakilere aynı değil’ diyerek muhalif gördüğü unsurları karşı yapılan zulmü görmezlikten gelmektedir. Buradan açıkça ilan ediyorum. Engin Alan ve arkadaşlarının yargılandığı davalarda yarın kumpas olduğu ortaya çıkarsa bunun sahibi ve sorumluluğu AKP kurmaylarının omuzlarında kalacaktır. Bugün elinde çözme gücü olup da bu sorunu çözmeyen AKP, kumpas sonucu ortaya çıkan zulme ortaktır.
Dahası kumpasın, ayarlanmış yargı ve uyarlanmış delillerin de AKP bizzat sahibidir. Bu davanın savcısı olduğunu söyleyenler, bu davanın ortaya çıkardığı ölüm, zulüm ve işkenceden de sorumludur. AKP aslında bu konuda PKK ve İmralı ile ortak hareket etmektedir. Engin Alan’ın içeride tutulmasının bu ortaklığın sonucu olduğu anlaşılmaktadır. PKK/BDP hükümlüsü milletvekili TBMM’de icrayı sanat yaparken Engin Alan’ın içeride tutulması Türk Milletine ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğüne meydan okumak anlamına gelmektedir” diye konuştu.
DHA
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, “AKP’nin yönlendirdiği MİT heyeti ile bebek katili Abdullah Öcalan’ın, yaptığı ifade edilen görüşmelerde, iki konuda mutabakata vardığı iddia edilmektedir. AKP’nin gönderdiği İmralı heyetinin Öcalan’ın talep ettiği ‘Bölgesel Özerklik Yönetim Yasası’ ve ‘Demokratik Sivil Toplum Yasası’ konusunda anlaşma sağladığı söylenmektedir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Tayyip Erdoğan’a verilecek destek karşılığında ‘Bölgesel Özerklik Yönetim Yasası’nın AKP tarafından hayata geçirileceği ifade ediliyor. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’nın İmralı tarafından desteklemenin karşılığı olarak ülkenin birliği ve bütünlüğü pazarlık konusu yapılmaktadır” dedi.
“ALAN’IN İÇERİDE TUTULMASI TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN BÜTÜNLÜĞÜNE MEYDAN OKUMAKTIR”
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. AK Parti sözcüsü Hüseyin Çelik ve TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in Engin Alan’ı hapishaneden çıkarılmasına yönelik teklifini kabul etmediğini belirten Yeniçeri, “Çelik, ‘Birisi ile ilgili kesinleşen bir suç varsa bu konudaki tavrımız nettir. Bu Engin Alan için de aynıdır. Başkası için de aynıdır’ diyerek gerçek niyetlerini ortaya koymuş ulunmaktadır. Hüseyin Çelik teklifi reddetmekle kalmamış Engin Alan’ın malum yargılama sonucunda hapishanede tutulmasına da onay vermiş olmaktadır.
Bu durum kendi ifadeleriyle kumpaslar, sahte ihbar mektupları, sahte deliller ve tasarlanmış ve uyarlanmış yargıyla yapılan yargılamaları da onaylamış bulunmaktadır. TBMM Başkanı’nın getirdiği çözüm uygun görülmemiş bulunabilir. Bunu karşı çıkılabilir ancak AKP’nin tutuklu milletvekili sorununu onca şaibeye ve tartışmaya karşın savunması ibretlik bir durumdur. Anlaşılan AKP, gerçek anlamda muhalif gördüklerine karşı yapılan kumpas, ayarlı yargı, uydurulmuş delil, ya da zulmü haklı görmektedir. Ne de olsa Başbakan bu davaların savcısı olduğunu söylemişti.
Erdoğan, tarif ettiği paralel yapının bu davalardaki rolüne gözlerini kapamaktadır. Bu bağlamda da ‘bize operasyon yapan savcılarla, o davadakilere aynı değil’ diyerek muhalif gördüğü unsurları karşı yapılan zulmü görmezlikten gelmektedir. Buradan açıkça ilan ediyorum. Engin Alan ve arkadaşlarının yargılandığı davalarda yarın kumpas olduğu ortaya çıkarsa bunun sahibi ve sorumluluğu AKP kurmaylarının omuzlarında kalacaktır. Bugün elinde çözme gücü olup da bu sorunu çözmeyen AKP, kumpas sonucu ortaya çıkan zulme ortaktır.
Dahası kumpasın, ayarlanmış yargı ve uyarlanmış delillerin de AKP bizzat sahibidir. Bu davanın savcısı olduğunu söyleyenler, bu davanın ortaya çıkardığı ölüm, zulüm ve işkenceden de sorumludur. AKP aslında bu konuda PKK ve İmralı ile ortak hareket etmektedir. Engin Alan’ın içeride tutulmasının bu ortaklığın sonucu olduğu anlaşılmaktadır. PKK/BDP hükümlüsü milletvekili TBMM’de icrayı sanat yaparken Engin Alan’ın içeride tutulması Türk Milletine ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğüne meydan okumak anlamına gelmektedir” diye konuştu.
DHA
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
Makyaj yaparken yapılan hatalar nelerdir? Makyaj yapmayı her birimiz çok seviyoruz. Herkesin gerek günlük gerekse özel günlerde uyguladığı...
-
Modayı yakından takip eden çinli kızların şıklık yarışı pekin sokaklarını rengarenk doldurdular.Kalabalıklar içinde hemen göze çarpan alımlı...
-
Çok sıcak çok can yakıcı modeller.Erkekler bu sene kızlardan gözünü alamayacaklar. İşte bikini modelleri.
2022 bikini yaz modası
Çok sıcak çok can yakıcı modeller.Erkekler bu sene kızlardan gözünü alamayacaklar. İşte bikini modelleri.




